KAPLANGI ETABI - 31 AĞUSTOS

 

Düşmanın büyük kısmı, Meydan Muharebesinde yok edildiği sırada 1.Kolordu diğer kısmın toparlanmasına fırsat vermemek için tarihin en zorlu taarruzlarından birini yapmaktaydı.

Kaplangı Muharebeleri... 

 

Ne yazık ki, Kurtuluş Savaşı tarihimizin muhteşem kahramanlıklarla dolu bu muharebeleri unutulmuş gitmiştir. Oysa burada verilen mücadeleler bir kaç açıdan çok büyük önem taşımaktadırlar. 

Öncelikle Kaplangı Dağına ordumuzun imkansızı başararak cephe taarruzu yapması vardır. Böyle 1500 metre mesafede 300 metre yükselen bir dağ kütlesine cephe taarruzu yapmak intihar demektir. Cephe taarruzu yapılmış ve intihar edilmiştir. 

Onların intihar etme cesaretleri sayesinde düşmanın bu hatta tutunması, Trikopis ve yanındaki birlikleriyle birleşmesi önlenmiştir. 

Bu muharebelerden sonra düşman Milne hattına kadar durmadan çekilmek zorunda kalmıştır. 

Bu muharebeler sayesinde Uşak ve İzmir yolu açılmış ve hayal gerçek olmuştur. 

En önemlisi de, bu cesareti gösteren tümenin, Şehit Albay Reşat Çiğiltepe'nin 57.Tümeni olmasıdır. Askerleri hem komutanlarını onurlandırmışlar ve hem de intikamını almışlardır. Özellikle burada tümenin subayları Reşat Albay'ın adıyla askerleri motive etmişlerdir. 

 

Büyük Taarruz ve bu sürede yapılan bir kaç noktadaki çok kritik savaşların bir türlü anlatılmayan bir özelliği vardır. Düşman, hangi anda nerede toparlanıp da savunma hattı kurabilirse savaş orada bitecektir. Çünkü ordumuzun günlerce, haftalarca sürecek mevzi savaşları yapabilecek gücü ve imkânı yoktu. Kaybedilen her dakika, galip devletlerin duruma müdahale etmesine sebep olacak, mücadele masa başında politik dolaplara yerini bırakacaktı. Muhtemelen de o hat sınır olarak kabul edilip savaş bitecek ya da yıllarca daha uzayacaktı. 

 

İşte Kaplangı Muharebeleri bu anlamda, ilk günkü taarruzdan sonra en kritik savaşlardır. 2 gün boyunca mevziler elden ele geçmiş durmuş, tepenin yamaçları şehitlerle dolmuştur. 

 

Bir gün oradaki şehitlerin anısına bir şehitlik ve anıt yapılmasını temenni ediyoruz... 

 

Bu etabın diğer muhteşem hikâyesi de Gazi Kovandır... 

Hikâyesini gözyaşları içinde okuyacaksınız... Gazi Kovanın Hikâyesi için tıklayınız.

 

Ve, bu etabın en keyifli yeri de bir ilkokulun bahçesindeki şehit mezarlarıdır. 1953 yılında bahçe düzenlemesi sırasında ortaya çıkan mezarlar, okul müdürü ve öğretmenleri tarafından hiç bir kurum ve kuruluşa izin verilmeyerek sahiplenilmiş, o günden beri öğrencileri de dahil olmak üzere onurla, gururla sahiplenilmeye devam edilmektedir.

 

 

Büyük Taarruzun en yoğun günlerinden birini, aynı yoğunlukta yaşamak isterseniz Bizimle Gelin...